kuzgun 


/ 3
kapat
  1. zeki olmasıyla tanınan bir kuş türü.
    #107101 (darkname, 09.03.2006 09:27)
  2. karganın buyüğü. kanatları hafif desenlileri de vardır. simsiyahtır ingilizcesi crow olarak bilinir,lakin aslında raven miş
    (bkz: kuzguni)
    #114183 (rapter, 14.03.2006 13:12 ~ 06.01.2008 11:11)
  3. (bkz: leş kargası)
    #114189 (ferrole, 14.03.2006 13:22)
  4. the crow fılmınde brandon lee' nın kılavuzu.
    #197270 (nuwanda, 25.04.2006 16:19)
  5. Kuzgun
    Eylemci, destekçi ve çalışkan üye

    Doğum Yılı: 1984
    Cinsiyet: Kadın
    Ek Bilgiler: (istanbul)

    NARO'nun ilk günlerinden bu yana çekirdek kadro ile paralel hareket eden Kuzgun, çok çeşitli çevrelere NARO'nun adını ulaştırmakta büyük gayret ve başarı göstermiştir. Gafiller çekirdek kadro ile yüzyüze görüşmek gibi lüzumsuz istek ve ısrarlarla zaman kaybederken Kuzgun, çalışkanlığı ve başarılı adımları ile tarifsiz bir NARO destekçisi olabilmeyi başarmıştır. Fikirsel ve eylemsel aktiviteleri sürekli devam etmektedir.
    #212973 (sidikli, 05.05.2006 12:41)
  6. eski dönemlerde baykuş ve kuzgunun görülmesi uğursuzluk sayılırdı.uğursuz sayılan kuş türüdür.
    #212976 (aquantass, 05.05.2006 12:43)
  7. yaşayanlar için ölümü temsil ettiği için uğursuzluk getirdiğine inanılır. aynı şekilde ölü ruhlar içinde yaşamı temsil etmektedir.

    (bkz: the crow)
    #667977 (alas, 26.09.2006 14:43)
  8. orijinde kargayla ayni dölün mahsulü olup yasayis yeri cok farkli olan bir cins.inglizcesi Raven 'dir.
    #667999 (soulsuicide, 26.09.2006 14:51)
  9. Bir zamanlar kasvetli bir geceyarısı, unutulmuş eski bilgilerin
    Tuhaf ve antika ciltleri üzerine düşünüyordum,
    Yorgun ve sıkıntılı-
    Uyumak üzereydim, neredeyse başım düşüyordu ki,
    Bir tıkırtı geldi birden, sanki kibarca
    Oda kapımı çalan-çalan birisi gibi.
    'Odamın kapısını tıklatan´ diye söylendim 'bir konuk-
    Başka bir şey değil, yalnızca bu.´
    Ah, iyice anımsıyorum ki o hazin Aralıktı;
    Ve zemine vuruyordu sönen her bir közün yansısı.
    Sabahı istiyordum şevkle; -Boş yere
    Aramıştım
    Ödünç bir avuntuyu kederden-
    Yitik Lenore'un kederinden-
    O eşsiz ve pırıl pırıl kızın, meleklerin Lenore
    Diye andığı-
    Buralarda, anılmayacak artık adı.

    Ve mor perdelerin belirsiz, hüzünlü, ipeksi
    Hışırtısı
    Önceden hiç duyulmamış tuhaf kokularla dolduruyor-
    Tir tir titretiyordu beni:
    Öyle ki: çarpıntımı bastırmak için tekrarladım.
    'Oda kapımdan girme izni isteyen bir konuk
    bu-
    Oda kapımdan girme izni isteyen
    Geç bir konuk:
    Başka bir şey değil, budur bu.´
    O sıra cesaretimi toplayıp: daha fazla
    Oyalanmadan,
    ´Sir´ dedim, ´ya da Madam, affınızı dilerim
    Ama
    Gerçek şu ki dalıyordum ve siz öylesine yumuşak
    Bir tıkırtıyla geldiniz,
    Ve öylesine hafifçe tıklattınız-tıklattınız
    Oda kapımı ki,
    Duyduğumdan pek emin değilim sizi´-diyerek kapıyı
    Açtım burda; -
    Karanlıktan başka bir şey yoktu orda.

    Orda durdum, korku ve merakla karanlığın içine
    Baktım uzun süre,
    Kuşkuyla, kurarak hiçbir ölümlünün cüret edemediği
    Hayalleri;
    Ama sükunet bozulmadı ve sessizlik bir ipucu
    Vermedi,
    Ve fısıltıyla söylenen tek sözdü orda
    'Lenore?'
    Buydu fısıldadığım, mırıltılı bir yankıyla geri gelen
    O söz ´lenore´
    Başka bir şey değil, yalnızca bu.

    Odama dönerken alev alev yanarak
    Ruhum
    Aynı tıkırtıyı işittim yine ilkinden biraz daha
    Kuvvetlice.
    ´Kesinlikle´ dedim, ´kesinlikle bir şey var penceremin
    Kafesinde;
    Öyleyse neymiş bakalım ve bu esrarı
    Çözelim; -
    Rüzgardır, başka bir şey değil bu.´

    Açıverince kepengi, eski devirden kalma
    Azametli bir kuzgun
    Kanat çırpıp sallanarak adım attı
    içeriye;
    Ne bir selam verdi ne bir an durdu ya da
    Oturdu;
    Ama bir Lady´nin ya da Lord'un edasıyla
    Tünedi kapımın üstüne-
    Oda kapımın üstünde bir Pallas büstüne kondu-
    Konup oturdu hepsi bu.

    Derken ciddi ve haşin suratıyla bu abanoz kuş,
    Kaderimi gülümsemeye dönüştürdü,
    'Sorgucun kırkılmışsa da hiç kuşkusuz' dedim
    Korkak değilsin sen,
    Gecenin kıyısından gelen
    Suratsız ve yaşlı kuzgun-
    Gecenin Plutonian kıyısındaki saygı değer adın nedir,
    Söyle bana.´
    Kuzgun dedi ki ´birdahaasla.´

    Çok şaşırmıştım bu çirkin kuşun konuştuğunu duyup
    Böylesine açıkça,
    Pek alakalı olmasa-yanıtı pek anlamlı olmasa da;
    Çünkü kabul etmeliyiz ki yaşayan kimse henüz
    Mazhar olmadı oda kapısının üstünde bir
    Kuş-
    Kuş ya da hayvan görmeye oda kapısının üstündeki
    Büstte,
    Bir isimle 'birdahaasla' diye.

    Ama kuzgun, sessiz büstün üstünde tek başına
    Yalnızca bu sözü söyledi, sanki bu bir tek sözle
    içini dökmüş gibi.
    Sonra başka birşey söylemedi- ne de bir tüyünü
    Oynattı-
    Ben mırıldanana dek, 'önceden uçtu diğer
    Dostları-
    Sabahleyin beni terk edecek, umutlarımın
    Önceden uçup gittiği gibi.´
    O zaman

    *
    #999564 (mulayim, 15.12.2006 03:55)
  10. bir edgar allan poe şiiri.

    Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin
    O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan,
    Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden,
    Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan;
    "Bir ziyaretçidir" dedim, "oda kapısını çalan,
    Başka kim gelir bu zaman?"

    Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi,
    Örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman,
    Işısın istedim şafak çaresini arayarak
    Bana kalan o acının kaybolup gitmiş Lenore'dan,
    Meleklerin çağırdığı eşsiz, sevgili Lenore'dan,
    Adı artık anılmayan.

    ipekli, kararsız, hazin hışırtısı mor perdenin
    Korkulara saldı beni, daha önce duyulmayan;
    Yatışsın diye yüreğim ayağa kalkarak dedim:
    "Bir ziyaretçidir mutlak usulca kapıyı çalan,
    Gecikmiş bir ziyaretçi usulca kapıyı çalan;
    Başka kim olur bu zaman?"

    Kan geldi yüzüme birden daha fazla çekinmeden
    "Özür diliyorum" dedim, "kimseniz, Bay ya da Bayan
    Dalmış, rüyadaydım sanki, öyle yavaş vurdunuz ki,
    Öyle yavaş çaldınız ki kalıverdim anlamadan."
    Yalnız karanlığı gördüm uzanıp da anlamadan
    Kapıyı açtığım zaman.

    Gözlerimi karanlığa dikip başladım bakmaya,
    Şaşkınlık ve korku yüklü rüyalar geçti aklımdan;
    Sessizlik durgundu ama, kıpırtı yoktu havada,
    Fısıltıyla bir kelime, "Lenore" geldi uzaklardan,
    Sonra yankıdı fısıltım, geri döndü uzaklardan;
    Yalnız bu sözdü duyulan.

    Duydum vuruşu yeniden, daha hızlı eskisinden,
    içimde yanan ruhumla odama döndüğüm zaman.
    irkilip dedim: "Muhakkak pancurda bir şey olacak;
    Gidip bakmalı bir kere, nedir hızlı hızlı vuran;
    Yatışsın da şu yüreğim anlayayım nedir vuran;
    Başkası değil rüzgârdan..."

    Çırpınarak girdi birden o eski kutsal günlerden
    Bugüne kalmış bir Kuzgun pancuru açtığım zaman.
    Bana aldırmadı bile, pek ince bir hareketle
    Süzüldü kapıya doğru hızla uçarak yanımdan,
    Kondu Pallas'ın büstüne hızla geçerek yanımdan,
    Kaldı orda oynamadan.

    Gururlu, sert havasına kara kuşun alışınca
    Hiçbir belirti kalmadı o hazin şaşkınlığımdan;
    "Gerçi yolunmuş sorgucun" dedim, "ama korkmuyorsun
    Gelmekten, kocamış Kuzgun, Gecelerin kıyısından;
    Söyle, nasıl çağırırlar seni Ölüm kıyısından?"
    Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

    Sözümü anlamasına bu kuşun şaşırdım ama
    Hiçbir şey çıkaramadım bana verdiği cevaptan,
    ilgisiz bir cevap sanki; şunu kabul etmeli ki
    Kapısında böyle bir kuş kolay kolay görmez insan,
    Böyle heykelin üstünde kolay kolay görmez insan;
    Adı "Hiçbir zaman" olan.

    Durgun büstte otururken içini dökmüştü birden
    O kelimeleri değil, abanoz kanatlı hayvan.
    Sözü bu kadarla kaldı, yerinden kıpırdamadı,
    Sustu, sonra ben konuştum: "Dostlarım kaçtı yanımdan
    Umutlarım gibi yarın sen de kaçarsın yanımdan."
    Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

    Birdenbire irkilip de o bozulan sessizlikte
    "Anlaşılıyor ki" dedim, "bu sözler aklında kalan;
    insaf bilmez felâketin kovaladığı sahibin
    Sana bunları bırakmış, tekrarlıyorsun durmadan.
    Umutlarına yakılmış bir ağıt gibi durmadan:
    Hiç -ama hiç- hiçbir zaman."

    Çekip gitti beni o gün yaslı kılan garip hüzün;
    Bir koltuk çektim kapıya, karşımdaydı artık hayvan,
    Sonra gömüldüm mindere, sonra daldım hayallere,
    Sonra Kuzgun'u düşündüm, geçmiş yüzyıllardan kalan
    Ne demek istediğini böyle kulağımda kalan.
    Çatlak çatlak: "Hiçbir zaman."

    Oturup düşündüm öyle, söylemeden, tek söz bile
    Ateşli gözleri şimdi göğsümün içini yakan
    Durup o Kuzgun'a baktım, mindere gömüldü başım,
    Kadife kaplı mindere, üzerine ışık vuran,
    Elleri Lenore'un artık mor mindere, ışık vuran,
    Değmeyecek hiçbir zaman!

    Sanki ağırlaştı hava, çınlayan adımlarıyla
    Melek geçti, ellerinde görünmeyen bir buhurdan.
    "Aptal," dedim, "dön hayata; Tanrın sana acımış da
    Meleklerini yollamış kurtul diye o anıdan;
    iç bu iksiri de unut, kurtul artık o anıdan."
    Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

    "Geldin bir kere nasılsa, cehennemlerden mi yoksa?
    Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
    Bu çorak ülkede teksin, yine de çıkıyor sesin,
    Korkuların hortladığı evimde, n'olur anlatsan
    Acılarımın ilâcı oralarda mı, anlatsan..."
    Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

    "Şu yukarda dönen gökle Tanrı'yı seversen söyle;
    Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
    Azalt biraz kederimi, söyle ruhum cennette mi
    Buluşacak o Lenore'la, adı meleklerce konan,
    O sevgili, eşsiz kızla, adı meleklerce konan?"
    Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

    Kalkıp haykırdım: "Getirsin ayrılışı bu sözlerin!
    Rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
    Hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
    Dağıtma yalnızlığımı! Bırak beni, git kapımdan!
    Yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!"
    Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

    Oda kapımın üstünde, Pallas'ın solgun büstünde
    Oturmakta, oturmakta Kuzgun hiç kıpırdamadan;
    Hayal kuran bir iblisin gözleriyle derin derin
    Bakarken yansıyor koyu gölgesi o tahtalardan,
    O gölgede yüzen ruhum kurtulup da tahtalardan
    Kalkmayacak - hiçbir zaman!

    çeviri: ulku tamer.
    #1279774 (yasak merve, 09.02.2007 10:51)
  11. ya devlet basa ya kuzgun lese atasözüne konu olmuş kuş.
    #1389358 (dalton ana, 08.03.2007 18:33)
  12. 3. nesil yazar. *
    #1461084 (deli bozgun dolu dizgin, 28.03.2007 00:34)
  13. kanımın ısındıgı bir yazar..severek,begenerek takip ediyorum..
    #1466599 (mrtince, 29.03.2007 11:40)
  14. en güzel en zeki kanatlı hayvan..
    #2408300 (tespit canavari, 01.10.2007 01:08)
  15. yavrusunu şahan zanneden kuş türü.
    #2711282 (dragonhead40, 18.12.2007 13:41)
  16. güzel hayvan.. akrabası karga gibi bir kabalığa sahip değil, estetik..
    #2713521 (double cross, 18.12.2007 23:00)
  17. edgar allan poe'nin buhran ve bunalımı adlandırışıdır.
    quoth the raven "nevermore."
    kuzgun dedi ki: birdahaasla!
    #2778719 (galapagoslu iguana, 02.01.2008 09:21)
  18. almancası "der rabe" olan şiir.
    buyrun a$k ile:
    Einst, um eine Mittnacht graulich, da ich
    trübe sann und traulich
    müde über manchem alten Folio lang ver-
    gess'ner Lehr' -
    da der Schlaf schon kam gekrochen, scholl
    auf einmal leis ein Pochen,
    gleichwie wenn ein Fingerknochen poch-
    te, von der Türe her.
    "'s ist Besuch wohl", murrt' ich, "was da
    pocht so knöchern zu mir her -
    das allein - nichts weiter mehr."

    Ah, ich kann's genau bestimmen: im De-
    zember war's, dem grimmen,
    und der Kohlen matt Verglimmen schuf
    ein Geisterlicht so leer.
    Brünstig wünscht' ich mir den Morgen;
    - hatt' umsonst versucht zu borgen
    von den Büchern Trost dem Sorgen, ob
    Lenor' wohl selig wär' -
    ob Lenor', die ich verloren, bei den Engeln
    selig wär' -
    bei den Engeln - hier nicht mehr.

    Und das seidig triste Drängen in den pur-
    purnen Behängen
    füllt', durchwühlt' mich mit Beengen, wie
    ich's nie gefühlt vorher;
    also daß ich den wie tollen Herzensschlag
    mußt' wiederholen:
    "'s ist Besuch nur, der ohn' Grollen mahnt,
    daß Einlaß er begehr' -
    nur ein später Gast, der friedlich mahnt,
    daß Einlaß er begehr'; -
    ja, nur das - nichts weiter mehr."

    Augenblicklich schwand mein Bangen,
    und so sprach ich unbefangen:
    "Gleich, mein Herr - gleich, meine Dame-
    um Vergebung bitt' ich sehr;
    just ein Nickerchen ich machte, und Ihr
    Klopfen klang so sachte,
    daß ich kaum davon erwachte, sachte von
    der Türe her -
    doch nun tretet ein!" - und damit riß weit
    auf die Tür ich - leer!
    Dunkel dort - nichts weiter mehr.

    Tief ins Dunkel späht' ich lange, zwei-
    felnd, wieder seltsam bange,
    Träume träumend, wie kein sterblich Hirn
    sie träumte je vorher;
    doch die Stille gab kein Zeichen; nur ein
    Wort ließ hin sie streichen
    durch die Nacht, das mich erbleichen ließ:
    das Wort "Lenor'?" so schwer -
    selber sprach ich's, und ein Echo mur-
    melte's zurück so schwer:
    nur "Lenor'!" - nichts weiter mehr.

    Da ich nun zurück mich wandte und mein
    Herz wie Feuer brannte,
    hört' ich abermals ein Pochen, etwas lau-
    ter denn vorher.
    "Ah, gewiß", so sprach ich bitter, "liegt's an
    meinem Fenstergitter;
    Schaden tat ihm das Gewitter jüngst - ja,
    so ich's mir erklär', -
    schweig denn still, mein Herze, laß mich
    nachsehn, daß ich's mir erklär!: -
    's ist der Wind - nichts weiter mehr!"

    Auf warf ich das Fenstergatter, als herein
    mit viel Geflatter
    schritt ein stattlich stolzer Rabe wie aus
    Sagenzeiten her;
    Grüßen lag ihm nicht im Sinne; keinen
    Blick lang hielt er inne;
    mit hochherrschaftlicher Miene flog em-
    por zur Türe er -
    setzt' sich auf die Pallas-Büste überm Tür-
    gesims dort - er
    flog und saß - nichts weiter mehr.

    Doch dies ebenholzne Wesen ließ mein
    Bangen rasch genesen,
    ließ mich lächelnd ob der Miene, die es
    macht' so ernst und hehr;
    "Ward dir auch kein Kamm zur Gabe",
    sprach ich, "so doch stolz Gehabe,
    grauslich grimmer alter Rabe, Wanderer
    aus nächtger Sphär' -
    sag, welch hohen Namen gab man dir in
    Plutos nächtger Sphär'?"
    Sprach der Rabe, "Nimmermehr."

    Staunend hört' dies rauhe Klingen ich dem
    Schnabel sich entringen,
    ob die Antwort schon nicht eben sinnvoll
    und bedeutungsschwer;
    denn wir dürfen wohl gestehen, daß es kei-
    nem noch geschehen,
    solch ein Tier bei sich zu sehen, das vom
    Türgesimse her -
    das von einer Marmor-Büste überm Tür-
    gesimse her
    sprach, es heiße "Nimmermehr."

    Doch der droben einsam ragte und dies
    eine Wort nur sagte,
    gleich als schütte seine Seele aus in diesem
    Worte er,
    keine Silbe sonst entriß sich seinem düst-
    ren Innern, bis ich
    seufzte: "Mancher Freund verließ mich
    früher schon ohn' Wiederkehr -
    morgen wird er mich verlassen, wie mein
    Glück - ohn' Wiederkehr."
    Doch da sprach er, "Nimmermehr!"

    Einen Augenblick erblassend ob der Ant-
    wort, die so passend,
    sagt' ich, "Fraglos ist dies alles, was das
    Tier gelernt bisher:
    's war bei einem Herrn in Pflege, den so tief
    des Schicksals Schläge
    trafen, daß all seine Wege schloß dies eine
    Wort so schwer -
    daß all seiner Hoffnung Lieder als Refrain
    beschloß so schwer
    dies "Nimmer - nimmermehr."

    Doch was Trübes ich auch dachte, dieses
    Tier mich lächeln machte,
    immer noch, und also rollt' ich stracks mir
    einen Sessel her
    und ließ die Gedanken fliehen, reihte wil-
    de Theorien,
    Phantasie an Phantasien: wie's wohl zu
    verstehen wär' -
    wie dies grimme, ominöse Wesen zu ver-
    stehen wär',
    wenn es krächzte "Nimmermehr."

    Dieses zu erraten, saß ich wortlos vor dem
    Tier, doch fraß sich
    mir sein Blick ins tiefste Innre nun, als ob
    er Feuer wär';
    brütend über Ungewissem legt' ich, hin
    und her gerissen,
    meinen Kopf aufs samtne Kissen, das ihr
    Haupt einst drückte hehr -
    auf das violette Kissen, das ihr Haupt einst
    drückte hehr,
    doch nun, ach! drückt nimmermehr!

    Da auf einmal füllten Düfte, dünkt' mich,
    weihrauchgleich die Lüfte,
    und seraphner Schritte Klingen drang
    vom Estrich zu mir her.
    "Ärmster", rief ich, "sieh, Gott sendet seine
    Engel dir und spendet
    Nepenthes, worinnen endet nun Lenor's
    Gedächtnis schwer; -
    trink das freundliche Vergessen, das bald
    tilgt, was in dir schwer!"
    Sprach der Rabe, "Nimmermehr."

    "Ah, du prophezeist ohn' Zweifel, Höllen-
    brut! Ob Tier, ob Teufel -
    ob dich der Versucher sandte, ob ein Sturm
    dich ließ hierher,
    trostlos, doch ganz ohne Bangen, in dies
    öde Land gelangen,
    in dies Haus, von Graun umfangen, - sag's
    mir ehrlich, bitt' ich sehr -
    gibt es- gibt's in Gilead Balsam? - sag's mir
    - sag mir, bitt' dich sehr!"
    Sprach der Rabe, "Nimmermehr."

    "Ah! dann nimm den letzten Zweifel,
    Höllenbrut - ob Tier, ob Teufel!
    Bei dem Himmel, der hoch über uns sich
    wölbt - bei Gottes Ehr' -
    künd mir: wird es denn geschehen, daß ich
    einst in Edens Höhen
    darf ein Mädchen wiedersehen, selig in
    der Engel Heer -
    darf Lenor', die ich verloren, sehen in der
    Engel Heer?"
    Sprach der Rabe, "Nimmermehr."

    "Sei denn dies dein Abschiedszeichen",
    schrie ich, "Unhold ohnegleichen!
    Hebe dich hinweg und kehre stracks zu-
    rück in Plutos Sphär'!
    Keiner einz'gen Feder Schwärze bliebe
    hier, dem finstern Scherze
    Zeugnis! Laß mit meinem Schmerze mich
    allein! - hinweg dich scher!
    Friß nicht länger mir am Leben! Pack dich!
    Fort! Hinweg dich scher!"
    Sprach der Rabe, "Nimmermehr."

    Und der Rabe rührt' sich nimmer, sitzt
    noch immer, sitzt noch immer
    auf der bleichen Pallas-Büste überm Tür-
    sims wie vorher;
    und in seinen Augenhöhlen eines Dämons
    Träume schwelen,
    und das Licht wirft seinen scheelen Schat-
    ten auf den Estrich schwer;
    und es hebt sich aus dem Schatten auf dem
    Estrich dumpf und schwer
    meine Seele - nimmermehr.
    #2778731 (galapagoslu iguana, 02.01.2008 09:30)
  19. farklı bir resim ve almanca çeviri versiyonu için:

    http://www.onlinekunst.de...chte/edgar_allan_poe.html
    #2778732 (galapagoslu iguana, 02.01.2008 09:32 ~ 09:38)
  20. ayrıca 3. nesil yazar bir insan.
    #2778865 (galapagoslu iguana, 02.01.2008 10:46)
  21. otuz iki yaşına geldi, şu entrynin (#2794663) ilk paragrafındaki alegoriye varamadı daha. bildiğin beceriksiz.

    edit: anam, yaşımı da deyivermişim!
    #2853298 (kuzgun, 17.01.2008 20:09 ~ 20:10)
  22. (bkz: denizgezmis/#2959898)

    sen alkislayadur ; o bahsettiğin entry i anlama kapasitesine erişmiş kimseler yola devam ediyor.

    er'an..
    #2960625 (DenizGezmis, 06.02.2008 16:04)
  23. müthiş hafızası olan bir kuş. kendisine yapılan kötülüğü asla unutmaz ve intikam için eline geçen ilk fırsatta intikamını alır. kincidir.
    #2960649 (irishstorm, 06.02.2008 16:08)
  24. (#2959735)
    son üç saattir; şu yukarıdaki entryde bahsedileni anlayanların yola devam ettiğini, tanımı eksik bir entry ile öne süren yabansıya bir anlam yüklemeye, bir form kazandırmaya çalışan kuş. beyinli. (noktadan sonra beyinli ve de kötü şakacı)

    sen kalk, nazım hikmet'e türkiye'nin en iyi söz yazarı de!
    sonra da anlayanlar yola devam da bilmem ne!
    primitif bir dimağa doğru yolculukta; yol uzun, şartlar çetin tabii..
    ben hiç tutmayayım zaten cehlinden çürüyecek o kervanı!
    alkışa kaldığım yerden devam edeyim, böyle avuçları patlatırcasına...
    #2961766 (kuzgun, 06.02.2008 20:25)
  25. http://www.yarisfest.com/grup/goster/id/72 adresinde yalniz degildim isimli sarkilari ile yarismaya katilmis sevimli grup. istermisiniz internette patlayan sarkilara bir yenisi daha eklensin.
    #3288454 (hayvanadam, 18.04.2008 23:09 ~ 23:11)
/ 3
Copyright © 2008 - uludağ sözlük

kuzgun başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. kuzgun ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu kuzgun nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about kuzgun. Copyright of the articles are belong to their authors.

» kovalent baglar » uuserlerin nicklerinden siir yazmak » olen sevgilinin dusleri terk etmemesi » kendisinden hoslanildigini anlamayan kiz » sevisirken fonda calan sarki » radyoda bayanlara yavsayan evli ve cocuklu yazar » les kargasi » can » eric draven » kuzguni » kargalarin saldirisina ugramak » guzel entry giriyorum oy alamiyorum » musteriye o yok bu olur mu demek » kara karga » ankara universitesi veteriner fakultesi » super kupayi kazanan turk takimlari » peder zickler i susturan zihniyet » gecen haftanin en begenilen entryleri » dort yaprakli yonca » leonardo fibonacci » e buddy » ham domates ile olgun domatesi ayirmak » igrenc espriler » inerve etmek » finansbank » odtu makina muhendisligi » shrek teki cizmeli kedi » ergen kizlarin guzin abla ya sordugu tarihi sor » 256503 » guneslik » astegmen maaslari » ramazan akyurek » xnxx » serhan sesen » gozden kanser teshisi » universitede karsilasilan dumur olaylar » bursali misin kadifeli gelin » ilk opusme » dis fircalamasi 2 dk yi asan insanda sakso egilimi » formuladeildin » bos bakiniz doldurmak » yeni gammaz alimlari sonrasi entry girme sorunsali » avsor » paul gilbert » the shining » ford crown victoria » fiyatinizi gormek icin buraya tiklayin » masaustune sag tiklayip yenile demek » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » strangers in the night » benzol peroksit » fikrimin ince gulu » dolph lundgren » sana benden baska kayan oldu mu » fc metalist kharkiv » unut beni » konusmadan sevismek » isvicreli bilim adami » on thorns i lay